
Ankara'dan Kars'a uzanan, pencerenizden bembeyaz bir filmin aktığı o nostaljik yolculuk.
Kompartımana yerleştiğiniz an, orası artık sizin küçük dünyanız olur. Yanınızda getirdiğiniz portatif ışıklarla odayı süslemek, evden getirdiğiniz dolmalarla, böreklerle bir sofra kurmak bu işin ritüelidir. Trenin o hafif sallantısı eşliğinde uyumak, sabah bembeyaz bir bozkıra uyanmak tarifsizdir. Koridorda diğer yolcularla selamlaşmak, belki bir bardak çay ikram etmek, Anadolu'nun o unutulmaya yüz tutmuş komşuluk kültürünü size yeniden yaşatır. Burada acele yok, stres yok; sadece 'an' var.
Tren yolculuğunun en heyecanlı kısımlarından biri, Erzurum garında verilen uzun moladır. Tren durur durmaz bir koşuşturmaca başlar; hedef bellidir: Meşhur Cağ Kebabı! Önceden sipariş verip gara getirtebilir veya yakındaki bir restorana koşabilirsiniz. O soğuk havada, sıcak lavaşın arasına sarılmış kuzu etinin lezzeti, yolculuğun yorgunluğunu alır götürür. Bu mola, sadece bir yemek arası değil, aynı zamanda Erzurum'un o sert ama mert havasını solumak için bir fırsattır.
Kars'a varıp da Ani Harabeleri'ne gitmemek olmaz. Ermenistan sınırının sıfır noktasında, Arpaçay'ın kenarında kurulu bu antik kent, size tarihin ne kadar hüzünlü olabileceğini gösterir. Karlar altındaki kilise kalıntıları, Fethiye Camii (eski katedral) ve yıkık surlar arasında yürürken rüzgarın sesi size eski hikayeler anlatır. Burası, medeniyetlerin nasıl yükselip nasıl yok olduğunun en sessiz şahididir. O geniş boşlukta yürürken hissedeceğiniz yalnızlık ve huşu duygusu, ruhunuza dokunacak.
"Hiçbir yere yetişme telaşınızın olmadığı, telefonun çekmediği yerlerde sadece yanınızdakinin sohbetine ve dışarıdaki kar manzarasına odaklandığınız bir zaman dilimi düşünün. Doğu Ekspresi, modern dünyanın hızına inat, bize 'yavaşlamayı' hatırlatan hareketli bir otel gibi. Çayınızı demleyin, en sevdiğiniz kitabınızı alın ve vagonun o ritmik tıkırtısına kendinizi bırakın. Bu yolculuk, varacağınız yerden çok daha fazlasını vaat ediyor."
Kışın Kars'ın en büyük eğlencesi, tamamen donmuş Çıldır Gölü'dür. Üzerinde yürümek, atlı kızaklarla gezmek, Eskimo usulü buzda balık avlayan balıkçıları izlemek... Bu deneyimler insana 'başka bir gezegendeyim' hissi verir. Göl kenarındaki kütük evlerde, o buzlu sudan çıkan 'Sarı Sazan' balığını yemek ise bir Kars klasiğidir. Soğuktan yanaklarınız kızarırken, içtiğiniz sıcak çayın tadı hiçbir şeye benzemez. Çıldır, doğanın en sert ama en güzel yüzüdür.
Doğu Ekspresi ile Kars yolculuğu, aslında insanın kendi içine yaptığı bir seferdir. Anadolu'nun o uçsuz bucaksız beyazlığına bakarken, hayatı sorgular, dostluğun ve paylaşmanın tadına varırsınız. Kars'ın o dondurucu soğuğunda içinizi ısıtan insan sıcaklığı, Ani Harabeleri'nin sessiz çığlığı ve Çıldır Gölü'nün masalsı atmosferi... Bu deneyim, Instagram'da paylaşılacak bir kareden çok daha fazlasıdır; ömür boyu anlatılacak bir hatıradır. Eğer hala yapmadıysanız, bu kış kendinize bir iyilik yapın ve o bileti alın.